[ Psikiyatrik Bir Bakış ] Cheese in the Trap

 Herkese merhaba!

Uzun bir aradan sonra yakın zamanda 3. kez izlediğim ve benim için finaline rağmen Kdrama tarihinin en iyi dizilerine adını yazdıran Cheese in the Trap'in analizini yapmaya karar verdim. Evet, bu bir dizi yorumundan ziyade psikiyatrik yönden bir analiz olacak.

Analizimize başlamadan önce psikiyatri dersi gören bir hemşirelik öğrencisi olarak yorumlarımı bilgim ve araştırmalarım ışığında yapacağımı, söylediklerimin kesin bir tanı olmayacağını bilmenizi isterim. 



Diziyi izleyenler iyi bilir. Başrol Yoo Jung, kendisine ve ilerleyen zamanlarda sevdiği kişiye yanlış yapanlara kendi adalet anlayışına göre bir cevap veriyor, daha doğrusu öç alıyor. Diziyi izlerken Yoo Jung'u sık sık yaptıklarında haklı görüyorsunuz çünkü dizinin bir başka güzel yönü olan üzerine bastığı sosyal sorunlar bizlerin de gerçek hayatta karşılaştığımız ve canımızı sıkan şeyler. Dizide birisinin bunlara karşı bir eylemde bulunması o sebeple hepimizin hoşuna gitti.
Hoşumuza gitti ama bu hoşumuza giden durumlar bir kişilik bozukluğunun yansımalarıydı: Anti sosyal kişilik bozukluğu!

Peki kişilik bozukluğu ne? 
Tanı koymak psikiyatristler için zor olsa da DSM-5’e göre kişinin içinde yaşadığı kültürün beklentilerinden belirgin olarak sapan, süregiden bir içsel yaşantı ve davranış örüntüsüdür. Bu insanların bilişinde, duygulanımında, kişilerarası ilişkilerinde, dürtü kontrolünde sorunlar vardır. Ancak unutulmamalıdır ki benzer kişilik özelliklerini çevremizde görebiliriz ya da bunlara sahip olabiliriz. Bu bizi hasta yapmaz. Durumu bozukluk yapan şey kişilik özelliklerinin ağırlık derecesidir. Yani işlevselliğimizi bozmasıdır.

Siz kafanızda Yoo Jung'u bu tanımla eşleştirmeye çalışırken ben bir de anti-sosyal kişilik bozukluğunu açıklayayım.

Antisosyal kişilik bozukluğunu aslında üç aşağı beş yukarı bilirsiniz. Psikopat, sosyopat dediğiniz insanları hayal edin. Çünkü bu kelimeler bir zamanlar antisosyal kişilik bozulukluğu için kullanılan terimlerdi. Bozukluğun her özelliğini anlatmayacağım ama işimize yarayacak olanlardan biraz bahsetmek isterim.
Öncelikle çocuklukta ya da ergenlikte kendini belli eder. Toplumda suç sayılan, anormal davranışları vardır. Manipülasyon yetenekleri çok güçlüdür. Hile ve yalana başvururlar. Sürekli ve samimi ilişkiler kuramazlar. Saldırgan davranışlar gösterirler, dürtülerine engel olamazlar. Suçluluk duygusu duymazlar, pişmanlıkları ya yoktur ya da yüzeyseldir. Kurbanlarını suçlayıcı tavırları vardır. Mesela; "kendisi istedi, zaten aptaldı" diyebilirler. Kendilerini haklı çıkarmak için rasyonalizasyon yaparlar. Yani yaptıkları her şeyi akla uydururlar, mantıklı gibi kabul ederler. Empatiden yoksun, alaycı insanlardır. Bunların yanında zeki ve yeteneklilerdir.
Peki neden ortaya çıkar? Genetik, bazı bireysel faktörler, içinde büyüdüğümüz aile ve çevre, yaşanmışlıklar etkilidir.

Bu uzun ve sıkıcı bilgilerden sonra Yoo Jung'u bu tanının içerisine koyabildiniz mi?
Koyamadıysanız gelin birlikte koyalım.

Öncelikle Yoo Jung'un babasından başlamalıyız. Kendisinin gençken sinirine hakim olamaması sebebiyle tedavi olduğunu görüyoruz. Bununla birlikte oğluna küçüklüğünden beri katı bir tutum ile yaklaşıp duygularını ifade etmesine ve göstermesine izin vermemiş. Yani bu bozukluğun ortaya çıkmasında rol oynayan iki etken genetik ve çocukluğu olabilir. Dahası prestijli bir ailede olduğu için ona yaklaşmaya çalışan insanlar sebebiyle çevre faktörü de işin içine girmiş. 

Ergenlik yıllarında karşı cins ilişkilerinde tutarsızlıkların olduğunu öğreniyoruz. Dizide hovarda gibi görünebilecek bir nokta olmasına rağmen aslında anti sosyal kişilik bozukluğuyla alakalı olabilir. Çünkü bağlanmak ve aşık olmak onun için zor.
Dizinin geneline yayılan bir öç alma durumu var. Ona yapılan hataları sineye çekmiyor, yüzlerine karşı gülse de daha sonra o insanlara karşı kendi adaletini konuşturuyor. Yani suç işliyor. Bunu yaparken ise en iyi yaptığı şeyi, manipüle yeteneğini kullanıyor. Hadi bunu diziden birkaç örnekle açıklayalım.


Oh Young dizinin en sorunlu karakterlerinden birisi. Manipülasyona zaten açıktı ama sunbae tam olarak "kanına girdi". Hong Seol'un onu seviyor olduğu düşüncesi sunbaenin aşıladığı bir durumdu. 
Hazır Oh Young meselesine girmişken bu noktada kendini gösteren diğer özelliklerden de bahsetmek gerekir. Hile ve yalan! İki farklı telefona sahipti ve Oh Young'a mesaj attığı telefonun varlığını kimse bilmiyordu. Yaptığım araştırmalarda anti sosyal kişilik bozukluğu olanların suç işlemek için sahte isim kullanabildiğini okumuştum. Sahte isim veya sahte bir telefon numarasının kullanım açısından benzerlik gösterdiğini düşünüyorum bu noktada. Ayrıca numara benim değil derken ya da Seol'a Oh Young'u ben yönlendirmedim derken oldukça rahat bir şekilde yalan söyledi. Zaten ne zaman kendini ele verecek olsa yalana sığınıyordu.
Bir diğer özelliğimiz anti sosyal kişilik bozukluğu olan insanların saldırgan davranışlar göstermesi. Bu noktaya bir parantez açmak lazım. Yoo Jung, babasının baskılarından dolayı olsa gerek çocukluğundan beri toplum içinde gülmek durumunda kalan, hislerini belli edemeyen birisi. Bu noktada pasif agresif bir kişiliği olduğunu görüyoruz. Hatta bunu dizideki doktor, babasına da söylüyor. İkisini birbirinden ayıran şeyin Yoo Jung'un içine kapanık yapısı olduğunu ifade ediyor.

 İyi güzel anlatıyorum da nedir pasif agresiflik? Kendi duygu ve isteklerini ifade etmezler, edemezler. Mesela diziden örnek verelim. 
Dizinin ilk sahnesini, sunbae ve ona asılan kızı hayal edin. Yoo Jung hayır dese de ısrarcı bir tavrı vardı ve Yoo Jung durumdan kurtulabilmek için çaktırmadan kızın üzerine su döktü. Akıllarda "Ee, n'apsaydı? Laftan anlamıyordu kız." soruları dönüyor olabilir. Bu noktada işe iletişim kavramı giriyor. Hayır demek net bir cevap olsa da bazı durumlarda bazı insanlar için yetmeyebiliyor. İstemediğini daha net ifade edip, rahatsız olduğunu da dile getirebilirdi. İfadelerle halledilebilecek bir durumu kendi yöntemiyle çaktırmadan halletti. İşte bu pasif agresiflik oluyor.

Saldırganlık davranışını dizi boyunca ve daha çok pasif bir şekilde gösterse de dizide birçok kez kavga ettiğini görüyoruz. Hatta Beak InHo bir yerde Yoo Jung'un kavga yeteneğine atıfta bulunuyor ve sen bu zamana kadar bu kadar iyi kavga ettiğini nasıl sakladın, diye soruyor.


Dizide sosyal bozukluğu en iyi anlatan örneklerden biri Sang Cheol sunbae. Dizi boyunca yapmadığı kalmadı. Tembeldi, beleşçiydi ve genel olarak tavırları herkesi rahatsız ediyordu. Artık birilerinin dur demesi gereken bir durumdaydı ama kimse açık açık dur diyemedi. 
Yoo Jung ile olan durumu ise hem sunbaeyi kendine getirdi hem de Yoo Jung'u kendine getirdi.

Hatırlarsanız Sang Cheol, Yoo Jung'un Seol'e verdiği notlarını çalıyor ve yakalanınca da "beş para etmeyen notlar" diyerek farkında olamadan Yoo Jung'un emeğini basitleştiriyor. Bu durumu kaldıramayan Yoo Jung, kendi adalet anlayışını ve zekasını devreye sokarak sunbaesine bir tuzak kuruyor. Sang Cheol büyük bir şirkette çalışmak istiyor aslında ama umudunu kaybettiği için küçük bir şirkete başvuru yapıyor. Bunu duyan Yoo Jung küçük şirketteki mülakatıyla aynı güne büyük şirkette bir mülakat ayarlıyor Sang Cheol'a. Sonuç olarak Cheol ne büyük şirkete girebiliyor ne de küçük şirkete. Yoo Jung'a hesap sormaya geldiğinde ise şöyle bir cevap ile karşılaşıyor "Beş para etmez bir işi kaybetmek nasıl bir hismiş?".

Diziye dikkatli bakarsak Beak Inho ile olan meselesinde de Inho'nun geçmişte ona "zavallı" dediğini görüyoruz ve en sonunda Yoo Jung kendi adaletini konuşturuyor ve Inho kendisinin zavallı olduğunu söylüyor. Yani ne ekersen onu biçersin atasözümüz bu dizide Yoo Jung ile can buluyor. 
Bunların her biri pasif agresif davranış örnekleri, ayrıca anti sosyal kişilik bozukluğu olan insanların kendi adalet anlayışlarını yalanla, hileyle, suç işleyerek nasıl yaşattıklarının da çok güzel örnekleri.

Rasyonalizasyon yapmasına gelirsek... Sang Cheol örneğine geri dönelim. Hesap sormaya geldiğinde aldığı cevap şunlardı: Mülakata girmek senin tercihindi, mülakata çalışmayan sendin, başarısız olan sendin. Bakınca doğru geliyor değil mi? Yoo Jung'un yaptığı bir hata yok gibi burada, o sadece Sang Cheol'ün büyük şirket hayalini biliyordu ve ona bir seçenek oluşturdu ve araştırma yapmayacağından emin olduğu için mülakat konusu söyleyip aklını karıştırdı. Yani Sang Cheol'ü fark ettirmeden yönlendirdi. İnsanları gözlemlemek konusunda daima iyiydi ve açıklarını yakalamakta üstüne yoktu. Adalet anlayışını sergilerken kurduğu akıllıca tuzakları da zekasına yoruyorum ben. Başarılı ve zeki birisi olduğu ortada.

Son olarak tüm bunları yaparken hiçbir suçluluk ve pişmanlık yaşamıyordu. Ona göre o haklıydı. Seol ile tanıştıktan sonra biraz da olsa suçluluk duymaya, empati yapmaya ve değişmeye başlamış olsa da bu tarz insanlar için cidden kolay ve hızlı olacak değişimler değildi.

Şunu sorabilirsiniz: İşlevselliğinde bozukluk nerede? Bakınca hayatı tıkırında, iş ortamı, okulu... Arkadaşlar çok yalnızdı. İnsan ilişkilerini zekası ile yürütebiliyordu ama içten içe bu durumdan şikayetçiydi. Çok uzun bir zaman yaptıklarını gizleyebilse de sonunda onlar da ortaya çıktı zaten. Haliyle tüm kurduğu imajı bozuldu. İnsan ilişkilerindeki bu bozulma zaten iş ve okul hayatını etkileyecekti.

Okuduklarınızdan sonra hala yaptıklarında haklı buluyor musunuz? Merak ediyorum.

Ayrıca dizide Yoo Jung'un da dile getirdiği, her şeyin başlangıcı olan bir şey var. Tuhaf bulunuyordu. Babası tarafından, arkadaşları tarafından, insanlar tarafından... Bu durum Yoo Jung'u daha da içine kapatıp Seol'e kadar kimseye içini açmamasına sebep oldu. Kendisini ifade edebimeye başlayınca yaptıklarının yanlış olduğunu anlayabildi. Yani demem o ki çevremizdeki insanları yargılamadan dinleyebilir ve davranışlarının altındaki sebebi anlayabilirsek çok güzel olur. Gerçekte de tuhaf olabilirler ama bu onları dışlayarak halledebileceğimiz bir sorun değil. Psikiyatride daima üzerinde durduğumuz bir konu var. Hastalarımıza "Seni kabul ediyorum ama davranışını kabul edemem." gibi hatalarını desteklemeyen ama onları da dışlamayan sözler söyleriz. Aklınızda bulunması ve yeri geldiğinde kullanabilmeniz dileğiyle... 

Önce kendi hareketlerimizi sorgulamakla başlayacağımız yeni günlerde görüşmek üzere, hoşça kalı.~

Kullandığım kaynaklar: http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/21/2272/23647.pdf ve ders notlarım.

Yorumlar