4N1K Kitap Yorumu

Aşk nedir? Sevmek nedir? İkisi aynı şey mi? Değilse hangisi daha kalıcı? Hangisi daha ağır bir his? Sevmek mi istersiniz, aşık olmak mı?

Bunların hiçbirini cevaplayamam. Daha önce birkaç hoşlantım olsada, özellikle birisi için kalbim çok hızlı atsada, bunlar "zamanında" olarak anılan şeyler. Kalıcı olmayan duygular.

Aşkın önüne türlü sıfatlar ekleniyor, eklenebiliyor. Yasak aşk, platonik aşk, saplantılı aşk...  Belki de bundandır ki aşkı kirli bulurum. İnsanı nefsine uyacak kadar kendine bağlayan güçlü bir his olduğunu düşünürüm. Sevgiden daha güçlü ama kirli...

Peki sevgi... Yakın zamana kadar aşkın gölgesinde kalmış bir histi tariflerimde. Belki de zorunluluktu. Kişinin mantıklı tarafıydı. Daha zaptedilirdi. Aşık olduğun adam sana acı verirken, daha huzurlu bir hayatı sana vaat eden adamla olmaktı. Dizilerdeki gibi, Al Yazmalım'daki gibi...

Aklımıza böyle kazınmadı mı bu duygular? O saçma sapan, bol entrikalı dizilerde nasıl işleniyorsa benim gibi bilmeyenler kandık. Sonradan anladım ki kandırıldık.

Dizilerden sonra kitaplarda aradım bu hisleri. Doğru yoldaydım ama önümde onlarca aşk tanımı varken ben uzun bir süre yanlış yerlerde dolandım. O sırada farkettim ki biz yakışıklı ve eşsiz bir güzelliği olan kitap karakterlerini aşık olup sevmek için yeterli bulduk. Onlar da şiddeti, itip kalkmaları, zorbalıkları aşka çevirdiler. Sevmenin adı bile geçmiyordu, onlar aşıktı! Yine aynı yere döndüm: Aşk kirliydi.

Kendimi asla bana işkence yapan, döven, üzüp defalarca duygularımla oynayan birisine aşık olarak düşünemiyordum. Mantıksızdı ama nedense okurken, o an, o karakterleri seviyordum.

Ta ki Ali gibi sevmenin ne demek olduğunu öğrenene kadar. O zaman anladım ki aşk ve sevgi farklı değillerdi. Sadece bizler onları farklı yaşıyormuşuz. Kişiden kişiye değişiyorlarmış.

Ben Ediz'in simsiyah saçlarına, bembayaz tenine ve çimen yeşili gözlerine vurulmuştum. Ali'nin ise hislerine, temiz ve saf aşkına vuruldum. Aşkını koruyuşuna vuruldum. Sahip çıkışına vuruldum. Vurarak kırarak değil de sözleriyle hissettirerek bunu yapmasına vuruldum.

"Benim sahip olduğum tek güzel bir şeye..."

Ali nasıl görünüyor diye düşünmedim. Sadece gamzesini hayal ettim. Benliğime akıttığı o hisler Ediz'in üşüttüğü kalbimi ısıttı. Iki farklı yazar bile aşka bakış açısının farklı olduğunu gözümün önüne serdi. Ben de bana hitap eden Ali'yi seçtim. Okurkuşların gamzeli oğlanı: Gamen. Kızları asla incitmeyen, centilmen bir kahraman o. Bazen gereksiz kahramanlıkları olsada "Ali ama o!" diyerek kabul ettim. Hele Meliha'yı savunurken söyledikleriyle sanki beni tüm dünyaya savunuyormuş gibiydi, Teşekkür ederim Ali. 12 yıllık aşkına arkadaşlığını tercih eden ama hala 7 yaşındaki o erkek çocuğunun hisleriyle seven Ali. Benim anlatamayacağım kadar saf bir aşkı olan Ali. Yeni tanıştığım okurkuşlarla konuşurken bahsi "Ali'nin aşkı..." şeklinde başlayan Ali.

Yayın evinin bir miktar biçip satışa çıkardığı ama okuyunca sizler için pahabiçilemez bir değere sahip olan kitap, 4N1K.
Başlarda her ne kadar gülmekten karnınıza ağrılar da girse, kitabın sonunda her ne kadar duygulansanız da, yavaş yavaş yazarın her bir cümlesinin altında sakladığı o anlamları anlayarak hak veriyorsunuz ona. Okuduktan sonra sadece aşkı öğrenmiyorsunuz. Beni kitabı okuyunca anlayacaksınız.

Beni en fazla Ali etkilemiş olsa bile kitap bitince her bir karakter farklı hislerle dünyamıza yolculuyor sizleri. Her biri bir ileti barındırıyor.

Oğuz'un son sahnesindeki sözlerinde kendimi buldum mesela. Kitap boyunca güldüren Mese, düşündürdü ilk kez.




"Gelecekte çok daha tutkulu şeyler yaşayacaksın zaten. Ya da daha acı şeyler... Şimdi sırası deģil. Biz, eğlenmeliyiz."

Gökhan ise bana gerçek cesareti öğretti. Bencil olmamayı öğretti. Kitap boyunca özgün küfürleri ile güldüren adam, kitap sonunda yine bir küfürü ile ağlattı.

"Siktir... Ağlamayacaktım."



Sinan... Sinan için ne diyebilirim bilemiyorum. Kitap boyunca çapkılığını dile getirip tek bir dişi bile kapamayan kişi o. Çocukluğundan kalma aşk acısının kurbanı o. Sinan, inanabiliyor musunuz? Kız ırkına aşık bir adamın tek bir kızı sevip hala onu beklediğine inanabiliyor musunuz? Ben hala inanamıyorum. Ama merak ediyorum da, ölümsüz dediğimiz bu aşk, Ece, hiç mi bir dilek uğruna aşk tanrısına kurban edilmeyecek?





Bana sorarsanız yüzsüzlük yapıp başkasını sevdiğini bile bile bir kızı zorla kendine aşık etmeye çalışan biri Barış. 
Kitabın başında ana karakter bu mu diye sorduran kişi.
Her şeye rağmen gerçekte de seven biri. Aşkta ve savaşta her şey mübahtır. O da buna sığınıyor. Kendisini boşluktan kurtaran kızı kaybetmek istemiyor. Ama değiştirmek, normal tanımına sokmak istiyor. Yaprak ona fazla, bunu anlamalı ve bence duygularının aşk değil de başka olduğunu görmeli. Yaprak, onun için zor durumunda onu tek güldürebilen kız. Sadece bu kadar. 
Yine de cesareti ve savaşıyla bizi kendine bağladı.

Peki Tuna? Onu nasıl tarif edebilirim bilemiyorum. Tuna bu! Ben ne desem beğenmez, sonra diss atar. Alıştık onun bu hallerine gerçi. Her laf çarpmasında bizi düşündüğünü hissediyorum. Sığ düşüncelerinizden kurtulun dermiş gibi.
Sadece... Bize yol gösterdiğin için teşekkürler. Tüm laf sokmalarındaki iletiyi aldığımızdan emin olabilirsin. :)








Bizi bu harika dünyaya sokan yazara teşekkür ederim. Bana onlarca şey öğretti. Ağlatmayıp güldürerek öğretti. Her dersler musibetlerle alınmaz ya... Bunu da öğretti. Içinde barındırdığı dünyası beni hem fazlasıyla aşıyor hem de benden bir şeyler barındırıyor. Bu nedenle tutkunum ona.

"Samimisin. Her şeyinle hem bizden birisin hemde farklısın.

Gerçek bir yazarsın. Hani Türkçe paragraf sorularında paragraflarda türlü türlü şeylerden bahsederler ya. Özellikle yazar ve okur ilişkisine değinirler. Bazı paragraflar der ki: Kitapta kendimden bir şeyler buluyorsam, o benim için doğru bir kitaptır, yazar ise benim yazarımdır.
Sen benim için öylesin.

Her şey için teşekkür ederim. Seni seviyorum. Sevildiğini de biliyorsun."

Kitabı bitirdiğim andan itibaren onları özlemeye başladım. Yakın bir zamanda gelmelerini umuyorum. Geldiklerinde kitaptan aynı havayı alamayacağımı hissetsem de bu kötü bir hava olmayacak. Sadece çocuklar Ali ve Yaprak'a ne tepki gösterecekler merak ediyorum. En çok bunu ve Sinan'ı merak ediyorum.

Almayanlar anında kitabı alıp okusunlar, alanlar zaten ne yapacaklarını biliyorlar. ;) Aynı yazardan bir 4N1K kadar sevdiğim Ölüme Fısıldayan Adam' ı da dört gözle bekliyorum. Sizler de bekleyin.  Çünkü Özgür ve Yosun'dan öğrenecek çok şeyimiz var.

Saygılarımla...

Yorumlar